Zodiac (2007)
Film Özeti
Zodiac, 2007 yapımı, kesinlikle David Fincher’ın sinema tarihine kazandırdığı önemli bir başyapıt. San Francisco’yu kasıp kavuran bir seri katilin gerçek hikâyesini anlatıyor. Ama bu öyle sıradan bir cinayet hikâyesi değil, vallahi bırakın cinayeti… Adam tamamen psikolojik bir oyun oynuyor. Mektuplar, şifreler ve polisle dalga geçen bir katil… Kim bilir belki de bu kadar karanlık bir düşmanın peşine düşmanın bedeli, sıradan insanların ruhunu çürütmekte gizli.
Filmde Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo gibi oyuncularla tanışıyoruz. Her biri, gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Gyllenhaal, bir gazeteci olarak Zodiac katilinin peşine düşüyor ve bu saplantılı kovalamaca onu yıpratıyor. Mark Ruffalo ise bir dedektif olarak karşımızda; onun karakteri, işin içine ne kadar daldıkça, kişisel hayatının zedelenmesini gözler önüne seriyor. Of ya, bu adamlar gerçekten de çok zor bir yolculuğa çıkıyor.
Düşünsene, bir cinayet araştırmayı bırak, bir katilin peşinde hem kendini hem de çevrendekileri tehlikeye atıyorsun. Her bir ipucu, bir umut ışığı gibi parlıyor ama aynı zamanda karanlık bir tünelin içine daha da derinlemesine itiyor seni… Film, heyecanı ve gerilimi üst seviyede tutarken, izleyiciye bir şeyleri sorgulatmayı da başarıyor. Burada, toplum, medya ve suç arasındaki ilişkiyi sorgularken, katilin kim olduğunu çözme çabasındaki adamların ruh halini derinlemesine inceliyoruz.
Zodiac, sadece bir gerilim filmi olmanın ötesine geçiyor. İzleyiciyi içine çeken, karanlıkta kaybolmuş bir yolculuk… En azından ben öyle düşündüm. İzleyici, ekranda doğrudan intihar etmemek için mücadele eden dört adamla birlikte bu karanlık evrende kayboluyor. Gerçekten harbiden etkileyici bir yapım. Eğer uzunca bir süre izledikten sonra derin bir nefes almaya ihtiyaç duyarsanız, yalnız değilsiniz.
2 Yorum
David Fincher’ın ustalık eseri, büyüleyici!
Zodiac, derin psikolojik çözümlemeleri ve etkileyici oyunculuklarıyla müthiş bir gerilim sunuyor.