The Guardian (2001)
Film Özeti
Nick Fallin, Pittsburgh’un en gözde avukatlarından biri… Yani bir zamanlar öyleydi. İyi bir hayat, lüks yaşam, her şey ayaklarının altındayken, maalesef hayatı biraz fazla hızlandırdı. Bir gün, bütün bu yükün altında kaldı ve kendini hapiste buldu. Neyse ki, ona bir şans daha tanındı. 1,500 saat toplumsal hizmet! Of ya, takım elbise yerine – ne kadar da çok sevdiği – o kıyafetler ve formalar…
Şimdi Nick, hem kendi hayatıyla hem de başkalarının hayatlarıyla karşı karşıya. Yani birleşimlerden, alımlardan çok daha zor bir mücadele. Artık o avukattan çok, “Koruyucu” rolünü oynamaya sıkı sıkıya bağlı. Jerry Levine ve Kevin Rodney Sullivan’ın özenle işlediği bu dizi, Nick’in zorlu yolculuğunu bir parça bile olsa eğlenceli, bir parça da dram dolu anlatıyor.
Çocuk dostu olmak, onları korumak ve hayatlarındaki savaşı kazanmak… Gerçi basit bir cümle gibi gözükse de, Nick için her dava ayrı bir mücadele. Sigara dumanı, kahve kokusu, insan ilişkileri ve ofis toplantılarından kurtulup, bir çocuğun hayatına dokunmak. Nick’in karakter gelişimi, birbirinden renkli hikayelerle dolup taşarken, izleyici de “Vay be, bu adam nasıl değişti!” şeklinde bir duygu içinde kalıyor.
Mücadelelerden, vazgeçmemekten bahseden “The Guardian”, sadece avukatlık mesleğini değil, aynı zamanda insani değerleri de sorguluyor. Hayatın acımasız yüzü, bazen yardımın nereye gideceğini belirliyor. Her bölümde, Nick’in hayatına dokunan çocuklar… Her biri ayrı bir hikaye, ayrı bir hayal kırıklığı… Vallahi, gözyaşları içinde kalmamak elde değil. Yani hem gülüp hem de duygulanmak tam da burada.
Gerçekten hayatı sorgularken, Nick’in evet demek için bir çocuğun hayatına aydınlık taşıdığı sahneleri kaçırmayın. İnsanı sarsan bir hikaye ve sıradan hayatların içindeki derin anlamlar için bu yapım mutlaka izlenmeli…
2 Yorum
Nick’in değişimi ve toplum için verdiği mücadele, “The Guardian”ı izlenmesi gereken etkileyici bir dizi yapıyor.
Nick’in yolculuğu, dönüşüm ve insan ilişkileri üzerine dokunaklı bir anlatım. Gerçekten izlemeye değer.