The Capture (2019)
Film Özeti
“The Capture” filmi, sizi baştan sona sürükleyecek bir gerilim fırtınası. Kıyamet gibi bir başlangıçla açılan hikaye, eski İngiliz askeri Shaun Emery’nin (Callum Turner) peşinde dönüp duruyor. Abi, düşün bak, adam Afganistan’da bir cinayet yüzünden hapse giriyor. Ama işte burada işler karışıklaşıyor; çünkü görüntü kanıtları hatalı çıkıyor ve günışığına bir kere daha çıkma şansı buluyor. Kızıyla beraber yeni bir yaşam kurmayı planlarken… bir gecenin karanlığına bürünmüş Londra’da, bir olayın patlak vermesiyle tekrar bir kabusun içine sürükleniyor.
Gözünüzü kırpamazsınız; çünkü sahneler arası geçişler, gerilim dolu atmosferi hissettiriyor. Bağlantılar ve yalanlar, öyle bir çözülmeye başlıyor ki, insanın kafasında binbir tilki dolaşıyor. Göz önündeki kanıtlar, göründüğü gibi değil; her şey birer yanılsama olabilir. Ron Perlman’ın performansı, Holliday Grainger ve Ben Miles ile birlikte sahneye çıktığında, gerilim doruk noktasına ulaşıyor. Vallahi, izlerken tüyleriniz diken diken olacak.
Yanlış: Shaun’un özgürlüğü herkesin gözü önünde, doğru bir şans değil. Daha çok, yaşamı ile oynayan bir oyun gibi. Trust, betrayal – yani güven, ihanet; sonuçta ne kadar derinlere gidebiliriz ki… İzleyici, gerçeklerin peşine düşerken, karakterin içsel çatışmalarına da tanık oluyor. Drama mı, suç mu, gerilim mi? Bazen neredeyse sınırları aşıyor gibi…
Filmin temposu, atmosferi ve oyunculukları sizleri öyle sarıyor ki, “Ya ben bu adama ne oldu?” diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Olaylar, şok edici bir finalle birleştiğinde, sizi epey düşündürecek. “The Capture” izlenmeli, elinizde bir atıştırmalık; kucağınızda bir yudum çay bu gerilim dolu yolculuğun yanında iyi gider. Özgürlük mi, esaret mi? Harbiden merak ediyoruz…
2 Yorum
Gerilim dolu, izlenmesi gereken bir film!
Gerilim dolu bir hikaye sunan “The Capture”, izleyiciyi derin bir düşünceye sevk ediyor; kesinlikle izlemeye değer!