Sex and the City (1998)
Film Özeti
Hayatınızda bir dönüm noktasındasınız ve kendinizi New York’un caddelerinde kaybetmek, ışıltılı gece hayatını solumak mı istiyorsunuz? O zaman “Sex and the City” tam size göre! 1998’de başlayan bu efsanevi serinin filmi, dört başarı meraklısı kadının hayatına biraz ışık tutuyor. Kim bilebilirdi ki, kariyer peşinde koşan bu modern kadınların hayatları, yalnızca aşk üzerine yazılan köşe yazılarına dönüşecekti?
Gazeteci Carrie Bradshaw (Sarah Jessica Parker), kalemini hayatının deneyimleriyle doldururken, aşk arayışında kaybolmuş gibi hissediyor. Mr. Big ile olan karmaşık ilişkisi, her seferinde ona yeni dersler verirken… Vallahi, izleyici olarak ona çok yüklendiniz, değil mi? Yalnızca bir ilişki değil, aynı zamanda yanındaki üç güçlü kadınla birlikte kurduğu bağlarla dolu bir hikaye!
Miranda (Cynthia Nixon), aşka karşı mesafeli bir duruş sergileyip, hayattaki katı kurallarını zorlamadan ilerlemeye çalışıyor. Ama işin aslı, siz de bilemezsiniz ki, bir gün birisi gelir ve tüm kurallarınızı alt üst eder! Diğer yandan, Samantha (Kim Cattrall) adeta bir kasırga gibi; her gece başka bir ilişkide kaybolup gidiyor. Tek gecelik aşklar, eğlenceli anılar… Ama nereye kadar?
Son olarak, uçuk kaçık hayalleri ile Charlotte (Kristin Davis) var. Mükemmel bir erkek, ideal bir düğün… Of ya, bu hayaller belki de hiç bitmeyecek gibi! Her biri farklı bir yaşam biçimi sürerken, dostluklarının gerçek anlamını keşfediyorlar.
Ve biliyor musunuz? İşte bu da, “Sex and the City”yi izlenesi bir yapım kılan, kadınların güçlülüğü ve parıltısı. Dört farklı kişilikle, New York’un temposunda kaybolurken, hayattan beklediklerinizin çok ötesinde bir deneyim kazanıyorsunuz. Kız arkadaşlarınızla bir araya gelin, patlayan kahkahalarınızı paylaşın ve bu harika filme dalın! Başlayalım mı?
2 Yorum
“Sex and the City”, dostluk ve aşkı kusursuz bir şekilde harmanlıyor. Harika!
“Kadın gücünü ve dostluğu harika bir şekilde yansıtıyor!”