Oyun (2017)
Film Özeti
Jessie ve Gerald, sıradan bir hafta sonu kaçamağı hayaliyle çıktıkları yolculukta hiç beklemedikleri bir kabusun içine düşerler… O güzel göl evinde, romantik bir akşam geçirmek için hazırlık yapan çift, içten içe geçen kalp atışları ve gelecek hayalleri peşinde ilerlerken, birdenbire hayatları tepetaklak olur. Gerçekten de her şey masum bir eğlence oyunu gibi başlar ama, işte bu noktada işler değişmeye başlar.
Gerald’ın ani ölümüyle Jessie, çaresizce bedeniyle ve zihniyle baş başa kalır. Huzur beklerken, bir anda o göl evinin karanlık köşelerinde kaybolmuş bir ruh gibi hissetmeye başlar. Hani bazen insan, bir kişinin gözlerine derinlemesine daldığında orada başka bir şey bulur ya, Jessie de o anlarda kendini içsel bir mücadele içinde bulur. O odada yalnız olmadığını hisseder… Havalardaki gerginlik mi, yoksa aklındaki hayaletler mi onu bu hale getirdi? Kim bilir?
Mike Flanagan’ın ustaca yönetimiyle, karakterlerin psikolojisi adeta izleyiciye bir yolculuk yaptırıyor. O kadar derin ve etkileyici ki; Jessie’nin hisleri ruhunu ele geçirirken, izleyici olarak biz de onun içindeki çatışmaya tanık oluyoruz. Kelepçeli elleriyle özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu sorgularken, aslında hayatın ne kadar kırılgan olduğunu da gözler önüne seriyor.
Hissiyatlarla dolu bir atmosferin içinde, zamanın nasıl geçtiğini bile unutturan bir gerilim, tuhaf bir korku ve nefes kesen sahneler, Oyun’un ruhunu oluşturuyor. Jessie’nin yaşadıkları sadece bir kabus mu, yoksa onun içindeki karanlık mı? Bir şeyi asla unutmayın; bazen en karanlık köşe, insanın içindeki en büyük korkuların yansıması olabilir… Ya da belki de…
2 Yorum
Gerilim dolu, etkileyici bir anlatım!
Jessie’nin içsel savaşı ve gerilim dolu atmosfer harika bir şekilde aktarılmış.