John Carter: İki Dünya Arasında (2012)
Film Özeti
“John Carter: İki Dünya Arasında” filmi, izleyicileri etkileyici bir bilim kurgu evrenine adım atmaya davet ediyor. Yönetmen Andrew Stanton’ın elinden çıkan bu yapım, Edgar Rice Burroughs’un efsanevi romanı “A Princess of Mars”tan uyarlandı ve sonucunda ortaya çıkan dünya, büyüleyici bir görselliğe sahip. Film, 1868 yılının sıcak Arizona çölünde bir macera ile başlıyor; karşımıza, kendi hayatında kaybolmuş, yaşama tutunmaya çalışan bir eski Amerikan askeri olan John Carter (Taylor Kitsch) çıkıyor. Altın avına çıkan Carter’ın başına gelenler, bir anda bambaşka bir gerçekliğe ışınlanmasına neden oluyor.
Mars’a ilk adımını attığında, hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir dünya ile tanışıyor. Burada, yerçekiminin hafifliği sayesinde daha güçlü ve çevik birine dönüşüyor; babası gibi özgürlük savaşçısı olmasının ilk adımlarını atıyor. Ama işin asıl heyecanı burada başlıyor… Zira bu fantastik gezegende, birbiriyle savaştan başka bir şey bilmeyen farklı ırklar ve medeniyetler var. Fakat Carter’ın kalbi, yalnızca savaşa değil, dönemin en güzel prenseslerinden biri olan Dejah Thoris’a (Lynn Collins) yöneliyor.
Onu kurtarmak için kendisini tehlikelerle dolu maceralara atıyor. Sab Than (Mark Strong), Mars’ın acımasız lideridir ve Dejah Thoris’ın ruhunu esir almıştır. Carter, özgürlüğün ve sevginin mücadelesini verirken, izleyicide adeta bir kaynaşma hissi yaratıyor. O an heyecan dolu bir hayatına karar verme sürecine tanıklık ediyoruz; kendi dünyasına dönme umuduyla, bu olağanüstü gezegenin geleceğini ellerine alıyor.
Eğer aksiyona ve görsel şölene doyum olmaz diyorsanız, “John Carter: İki Dünya Arasında” sizi sarıp sarmalayacak bir epik yolculuk sunuyor. İnsanoğlunun umutları, savaşları ve aşkı… Hepsi, uzaktaki bir gezegenin sıcak kumlarında hayat buluyor. Hazır mısınız? Bu macera sizi bekliyor.
2 Yorum
Görselliği ve aksiyonu ile dikkat çeken bu epik yolculuk, macera severleri saracak!
Görselliği ve macera dolu hikayesiyle etkileyici bir film.