Say Yes (2018)
Film Özeti
“Say Yes” (2018) filmi, hayatın acımasız yüzüyle yüzleşen bir kadının hikayesini anlatıyor. Kanser teşhisi konmuş genç bir kadın, hayatının son dönemlerinde bir görev üstleniyor. Eşini, kendisinden sonraki hayata hazırlamak… Ama bu sadece bir aşk hikayesi değil. Kendi içinde derin duygusal çatışmalar barındıran bir dram.
Leah McKendrick’in canlandırdığı karakter, yaşam savaşı verirken, ızdırap verici bir ilişki oluşturmak zorunda. Eşinin, kendisinden sonra nasıl devam edeceği kaygısını taşırken, bu durumu daha da karmaşık hale getiren bir figür var: Kendi biseksüel ikiz kardeşi. Hani deriz ya, “Bu hayat gerçekten garip!” İşte burada o garipliğin ta kendisi.
Özellikle Patrick Zeller’in canlandırdığı koca, kaybın eşiğine gelen bir adam olarak, duygusal dengesini bulmaya çalışırken, ikiz kardeşinin de kendi içsel savaşları var. Of ya, düşünsenize; bir yanda hayatınızı kaybetme korkusu, diğer yanda kalanların hayatını nasıl yeniden inşa edeceği. Bu öyle kolay bir durum değil… Harris Tweed gibi bir dokuma örneği gibi, karmaşık ilişkiler, aşk, bağlılık ve kaybetmenin ağırlığı içinde harmanlanıyor.
Stewart Wade’in hücre hücre işlediği karakterlerinde, izleyici olarak kendinizi buluyorsunuz. Hem acı hem de umut barındıran anlar, duyguların tavan yaptığı sahnelerle dolu. Yaşamak zorunda olduğunuz bir kaybın ardından sevdiğiniz insanları birbirine bağlamak, aslında bir nevi arkadaşlık ve kardeşlik bağının ne denli güçlü olduğunu gösteriyor.
Film boyunca, izleyiciyi içsel sorgulamalara sürükleyen bir yapım var karşımızda. Harbiden de, bu filmin her sahnesi, hayatın anlamını ve ilişkilerin dinamiklerini sorgulamanıza neden oluyor. Gerçekten de, “yaşamın ne kadar kıymetli olduğu” mesajıyla dolup taşıyor. Duyguların derinliğinde kaybolmak isterseniz, “Say Yes” sizin için harika bir seçenek olabilir.
2 Yorum
“Say Yes”, derin duygusal bağları ve kaybı etkileyici işliyor.
“Say Yes”, duygusal derinliği ve karmaşık ilişkileriyle etkileyici bir yapım.